Sistem PatentSistem Patent
Menü
ULUSLARARASI MARKA TESCİLİ
Paylaş:

Hangi Ülkelerde Marka Koruması Sağlanabilir?

İhracat, e-ticaret veya franchising planlayan şirketler için marka koruması pazara girişin sigortasıdır. Bu rehber, hangi ülkelerde hangi yolla koruma alabileceğinizi ve uygulama farklarını sade biçimde açıklar.

9 Ağustos 2026Sistem Patent11 dakika okuma süresi

Marka koruması hangi çerçevede elde edilir?

Bir işletme yeni bir pazara girdiğinde ilk adım çoğu zaman marka koruması planını kurmaktır. Kapsam, seçilecek başvuru yolu ile belirlenir: ulusal başvuru, bölgesel sistemler ve Madrid Protokolü ile uluslararası marka tescili. Her yolun başvuru dili, muhatap ofis, ücret kalemleri ve inceleme usulü farklıdır. Doğru kombinasyon, ürün sınıfları, hedef ülkeler ve bütçe ile birlikte değerlendirilir. Amaç, markayı taklitlere karşı etkili biçimde savunmak ve lisans ile dağıtım sözleşmelerini güvenle kurmaktır.

Temel ilkeleri iyi kurulan bir strateji, zorunlu yerel vekil gereklilikleri, ofis uygulamalarındaki farklılıklar ve itiraz dinamiklerini hesaba katar. Markanın ayırt edici gücü, önceki tescillerle çatışma riski ve kullanım zorunluluğu gibi unsurlar da kapsama etki eder. Bu nedenle kapsam sorusu yalnızca coğrafyayla sınırlı değildir. Her pazarda markanın hukuki niteliği ve ticari hedefler birlikte okunur, böylece tescil süreci korumaya dönüşür ve sürdürülebilir hale gelir.

Uluslararası marka tescili hangi ülkeleri kapsar?

Madrid Protokolü, tek bir başvuru ve tek bir dille birden fazla ülke veya bölgesel ofisi seçerek ilerlemeyi mümkün kılar. Seçilebilecek her ülke, Madrid Sistemine taraf olan bir akittir. Bu kapsam, Avrupa Birliği gibi bölgesel ofisleri de içerir. Ancak sistem bir dünya markası yaratmaz, belirttiğiniz akitlerde ulusal yasa uyarınca inceleme yapılır. Bu nedenle marka koruması, seçilen her ülkede bağımsız sonuçlar doğurur ve itiraz ya da ret kararları ülkeye özeldir.

Sistemin avantajı başvuru ve yönetim süreçlerini merkezileştirmesidir. Tescil yenileme, ünvan veya adres değişikliği ve kapsama yeni ülke ekleme gibi işlemler tek kanalla idare edilir. Yine de her ülkenin mutlak ve nispi ret kriterleri farklı olabilir. Tanımlayıcılık, yanlışlık veya kötü niyet iddiaları farklı yorumlanır. Bu yüzden hangi ülkelerde koruma alacağınızı planlarken yalnızca Madrid üyeliğine bakmak yerine piyasadaki kullanım planınızı ve itiraz ortamını da tartmak yararlıdır.

Madrid Protokolü ile hangi pazarlara erişilir?

Madrid üzerinden geniş bir coğrafyaya erişim mümkündür. Avrupa Birliği, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Kanada, Meksika, Brezilya ve Hindistan gibi büyük pazarlar sistem içinde seçilebilir. Türkiye’deki bir marka sahibinin TÜRKPATENT üzerinden yapacağı temel başvuru veya tescil, Madrid başvurusuna dayanak olabilir. İlk beş yıl boyunca bağımlılık kuralı geçerlidir, bu süre içinde temel başvuru veya tescil etkilenirse uluslararası kaydın kapsamı da etkilenebilir.

Bu risk doğru strateji ile yönetilebilir. Örneğin benzerlik riski yüksek bir temel başvuruyu daraltmak, kullanılmayan sınıfları çıkarmak ve tanımı netleştirmek merkezi saldırı riskini azaltır. Ayrıca, temel başvuru tescile dönüştükten sonra yeni ülke ekleme yapılabilir. Bu esneklik, büyüme hızınıza göre marka koruması alanınızı güncelleme imkanı verir. Madrid üzerinden atanan ülkelerde olası ret veya itirazlar ortaya çıktığında ise genellikle yerel bir vekil ile sürece devam edilir.

Avrupa Birliği marka tescili AB ülkelerinde nasıl koruma sağlar?

Avrupa Birliği nezdinde EUIPO üzerinden alınan Birlik Markası tek tescille tüm üye ülkelerde etki doğurur. Bu tescil, Madrid aracılığıyla AB’yi seçerek de elde edilebilir veya doğrudan EUIPO yoluyla başvuru yapılabilir. Birlik Markası stratejik olarak güçlüdür çünkü tek bir itibar ve kullanımla birden fazla ülkede hakların bütünlüğünü korur. Ancak bir ülkede ortaya çıkan güçlü bir aykırılık, tüm AB için ret sonucuna yol açabilir, bu yüzden ön araştırma titizlikle yapılmalıdır.

AB içindeki yerel kullanım zorunluluğu, tescilin beşinci yılından sonra devreye girer. Kullanım ispatı ülke bazında değil Birlik düzeyinde değerlendirilir, fakat fiili kullanım coğrafyası yine de önemlidir. Marka koruması hedeflenirken dağıtım ağınız ve pazarlama planınız da masada olmalı. Ayrıca AB’deki mutlak ret gerekçeleri, tüketici algısını dikkate alarak tanımlayıcı veya yanıltıcı unsurları sıkı yorumlar. Bu nedenle başvuru dili ve mal hizmet listesi, AB pratiğine uygun yazılmalıdır.

Birleşik Krallık ve diğer Avrupa ülkeleri için izlenecek yol nedir?

Birleşik Krallık, AB’den ayrı bir tescil alanıdır. Madrid üzerinden Birleşik Krallık seçilebilir veya UKIPO nezdinde ulusal başvuru yapılabilir. AB’deki tescil, Birleşik Krallık’ta otomatik koruma sağlamaz. İskandinav ülkeleri ve İsviçre gibi AB dışındaki Avrupa pazarları için de benzer planlama gerekir. Her biri için Madrid üzerinden atama yapılabiliyor mu, yoksa ulusal yoldan mı ilerlemeli sorusu başta netleştirilmelidir.

Dil, kullanım zorunluluğu ve itiraz pratiği ülkeden ülkeye değişir. Birleşik Krallık’ta özensiz mal hizmet tanımları aşırı kapsayıcı bulunduğunda risk doğurabilir. Norveç ve İsviçre gibi pazarlarda da mutlak ret kriterlerinin yorumu farklıdır. Marka koruması hedefiniz, Avrupa’da tek bir stratejiyle değil, ülke ülke uyarlanan bir takvimle yönetilmelidir. Dağıtım sözleşmelerindeki coğrafi yetki tanımları ile tescil kapsamının eşgüdümü ticari ihtilafları azaltır.

Benelüks bölgesinde tek başvuru ile koruma mümkün mü?

Benelüks ülkeleri Belçika, Hollanda ve Lüksemburg için BOIP üzerinden tek bir tescil alınır. Bu sistem bölgesel bir tescildir ve Madrid aracılığıyla Benelüks seçimi yapılması da mümkündür. Benelüks tescili üye ülkelerin tamamında birlikte etki doğurur ve ayrıştırılamaz. Bu özellik, küçük ama yoğun pazarların birlikte hedeflendiği ticari planlarda önemli bir ölçek avantajı sağlar. Dil rejimi ve inceleme usulü bölgesel ofisin kurallarına tabidir.

Benelüks’te de kullanım zorunluluğu tescilden itibaren belirli bir sürenin ardından dikkate alınır. Kullanılmayan sınıflar veya mal hizmetler, iptal riskini artırır. Pazarlama planınız bu üç ülkeyi birlikte kapsıyorsa, markanın yazılış biçimi, logo ve renk tercihleri tek bir haliyle benimsendiğinde yönetim maliyeti azalır. Marka koruması ölçeğini genişletirken Benelüks tescilini AB Birlik Markası ve ulusal başvurularla dengeli bir set halinde konumlandırmak etkili sonuçlar verir.

Afrika için OAPI ve ARIPO hangi avantajları sunar?

OAPI, üye devletlerde tek tescille etkili olan bölgesel bir sistemdir. Başvuru OAPI ofisine yapılır ve tescil, üye ülkelerin tümünde birlikte sonuç doğurur. Bu, çok ülkeli yatırımlar için yönetim kolaylığı sağlar. Afrika’nın farklı hukuk geleneklerine sahip pazarları düşünüldüğünde, tek bir başvuru ve yenileme kanalıyla ilerlemek, dağıtım ve lisans sözleşmelerinin de sadeleşmesini sağlar. OAPI aynı zamanda Madrid sistemi içinde bir akit olarak da seçilebilir.

ARIPO bünyesinde markalar için Banjul Protokolü yoluyla belirli üye ülkelerde koruma talep edilebilir. Ancak kapsam, seçilen ülkelerin protokole katılım ve kabul beyanlarına göre değişebilir. Bu nedenle ARIPO planı yapılırken hangi ülkelerde fiili etki doğacağını baştan teyit etmek gerekir. Bazı Afrika ülkeleri ise yalnızca ulusal başvuru ile koruma sunar. Bu tabloda marka koruması stratejisi, lojistik ağınız ve yatırımlarınızın coğrafi dağılımıyla birlikte kurgulanmalıdır.

ABD, Çin, Japonya gibi büyük pazarlarda yol haritası nedir?

ABD’de Madrid aracılığıyla atama yapılabilir ya da USPTO nezdinde ulusal başvuru tercih edilebilir. ABD pratiği kullanım beyanı ve ticari niyete çok önem verir. Mal hizmet tanımı net ve somut olmalıdır. Çin’de görsel benzerlik kadar kavramsal yakınlık ve Çince transliterasyonlar stratejide yer almalıdır. Savunmacı bir transliterasyon tescili çoğu zaman taklit riskini azaltır. Japonya’da da sınıflandırma ve tanım titizliği başvurunun kaderini etkiler.

Güney Kore, Kanada, Meksika, Brezilya ve Hindistan gibi pazarlarda Madrid sisteminden yararlanmak mümkündür. Ancak her birinde yerel itiraz ve kullanım kuralları farklıdır. Örneğin bazı ofisler tanımlayıcı ibareleri daha sıkı ele alır veya kanıt sunumunu biçimsel kurallara bağlar. Marka koruması planını hazırlarken bu pazarlardaki denetim ve gümrük mekanizmalarını da hesaba katmak, sahtecilikle mücadelede etkili sonuçlar verir.

Madrid üyesi olmayan ülkelerde marka koruması nasıl alınır?

Madrid’e taraf olmayan ülkelerde doğrudan ulusal başvuru gerekir. Örnek olarak Güney Afrika ve Hong Kong Özel İdari Bölgesi verilebilir. Bu pazarlarda başvuru, ilgili ofisin dil ve usul kurallarına uygun şekilde yerel vekil aracılığıyla yürütülür. Paris Sözleşmesi uyarınca Türkiye’deki başvurudan itibaren altı ay içinde rüçhan talebi yapılabilir. Böylece aradaki sürede yapılan üçüncü kişi başvurularına karşı öncelik avantajı korunur.

Ulusal yol, her ülkede ayrı tescil ve yenileme anlamına gelir. Yönetim ve izleme yükü artar fakat bazı pazarlarda bu yol, Madrid atamasına göre daha hızlı veya daha öngörülebilir olabilir. İtiraz ve ret halinde yerel mahkemeler ile idari mercilerin pratiği belirleyicidir. Lojistik, lisans veya bayilik ağı bu pazarlarda yoğunlaşacaksa yerel kullanım ispatı ve markanın fiilen pazarda varlığı, iptal risklerine karşı kalkan işlevi görür.

Ulusal, bölgesel ve uluslararası yollar nasıl karşılaştırılır?

Seçenekleri değerlendirirken üç ölçüt dengelenir: maliyet kalemlerinin dağılımı, yönetim kolaylığı ve hukuki esneklik. Ulusal yol, ülke bazlı kontrol sağlar fakat yönetim yükünü artırır. Bölgesel tesciller, tek kararla geniş kapsam verir ancak bir ülkedeki itiraz tüm bölgeyi etkileyebilir. Madrid sistemi, tek kanaldan çok ülkeye erişim sunar fakat temel tescile bağımlılık ve ülke bazında farklı inceleme gerçekleri göz ardı edilmemelidir.

Karar matrisi için pratik bir yaklaşım, hedef pazarlarınızı kümeler halinde sıralamaktır. İlk kümede acil satış yapılan ülkeler, ikinci kümede orta vadeli hedefler, üçüncü kümede markanın savunmacı varlığının yeterli olduğu pazarlar yer alır. Ardından her küme için Madrid, bölgesel ve ulusal seçeneklerin artı eksileri not edilir. Marka koruması bu yöntemle şirketin nakit akışı, pazarlama ritmi ve mevzuat riskleriyle uyumlu hale getirilir.

  • Maliyet dağılımı. Başvuru, vekalet ve resmi ücret kalemlerinin ülke bazında mı merkezde mi yönetileceği.
  • Hukuki risk. İtiraz ve retlerin coğrafi etkisi ile temel tescile bağımlılık durumu.
  • Kullanım planı. Hangi pazarlarda fiili kullanım ve gümrük desteği gerekeceği.
  • Yönetim kolaylığı. Yenileme, adres ve unvan değişikliği gibi işlemlerin tek kanaldan yapılması.
  • Esneklik. Yeni ülke ekleme ve mal hizmet daraltma ihtiyaçlarının sıklığı.

Türkiye’den Madrid başvurusu nasıl yapılır?

Türkiye’de başvuru sahibi, TÜRKPATENT’teki bir temel başvuruya veya tescile dayanarak Madrid başvurusu yapabilir. Başvuru formunda marka örneği, mal hizmet listesi ve seçilecek akitler yer alır. Mal hizmetler Nice Sınıflandırmasına uygun biçimde yazılmalıdır. Başvuru TÜRKPATENT tarafından şeklen kontrol edilir ve WIPO’ya iletilir. WIPO nezdinde kayıt yapıldıktan sonra seçilen her ülke kendi hukukuna göre inceleme gerçekleştirir ve olası ret ya da itiraz bildirimleri yapılır.

Her ülkeden gelen bildirimlere süresinde yanıt verilmesi gerekir. Çoğu ülkede yerel vekil ile devam zorunludur. Başvuru öncesi kapsamlı bir benzerlik araştırması ve stratejisi, hem merkezi saldırı riskini hem de ülke bazlı ret olasılıklarını düşürür. Marka koruması için kullanılan yazı tipleri, renk iddiası ve kelime unsurunun anlamı gibi ayrıntılar beyan aşamasında düşünülmelidir. Bu hazırlık, sonraki itiraz ve savunma süreçlerini sadeleştirir.

  1. TÜRKPATENT’te temel başvuru veya tescili oluşturun.
  2. Nice sınıfları ve mal hizmet listesini stratejiye göre netleştirin.
  3. Madrid başvurusunda seçilecek ülkeleri ve bölgesel ofisleri belirleyin.
  4. Ön araştırma raporunu ve gerekirse daraltmaları yapın.
  5. Başvuruyu iletin, WIPO kaydını ve ülke bazlı bildirimleri takip edin.

Hangi sınıflarda koruma talep edilmeli?

Nice Sınıflandırması, mal ve hizmetleri toplamda belirli sınıflara ayırır. Marka koruması etkili olsun diye gereğinden geniş veya belirsiz listeler tercih edilmemelidir. Aşırı geniş listeler hem benzerlik riskini yükseltir hem de ileride kullanım ispatı yükünü ağırlaştırır. Ürün yaşam döngünüz, yan ürünler ve planlanan hizmetler sınıf stratejisinde dikkate alınmalı, gereksiz ifadeler çıkarılmalıdır. Tanımlar ülke pratiğine göre yeterince spesifik olmalıdır.

Tedarik zinciri ve bayi yapılanmanız, hangi sınıfların öncelikli olduğunu gösterir. Yazılım temelli ürünler için 9 ve 42 gibi sınıflar birlikte düşünülürken, fiziksel ürünler için ambalaj ve perakende hizmetleri de gündeme gelebilir. İleride lisans anlaşmaları yapılacaksa, lisans kapsamının sınıflarla uyumlu yazılması önemlidir. Yanlış veya eksik sınıflar markanın pazardaki gerçek kullanımını koruyamaz ve iptal riskini artırır. Dengeli bir plan en iyi sonuçları verir.

Reddedilme riskleri ve itiraz stratejisi nasıl kurgulanır?

Reddin iki ana kaynağı vardır: mutlak ve nispi. Mutlak ret, tanımlayıcılık, ayırt edicilik eksikliği veya yanıltıcılık gibi nedenlerle gündeme gelir. Nispi ret, önceki haklarla çatışma iddiasına dayanır. Ülke ülke uygulamalar farklıdır. Bu nedenle başvuru öncesi araştırma, gerekirse tasarım veya kelime öğelerinde küçük değişiklikler ve mal hizmet daraltmalarıyla risk azaltılabilir. İtiraz edilecekse delil planı ve zamanaşımı takvimi en baştan belirlenmelidir.

Madrid kapsamında gelen geçici ret bildirimleri, belirtilen sürede cevaplanmazsa kesinleşebilir. Çoğu ülkede yerel vekil atamak gerekebilir. Kimi pazarlarda uzlaşma mekanizmaları ve eşzamanlı daraltma ile itirazların uzlaşmayla kapanması mümkündür. Marka koruması hedefinize göre, itiraz yerine yeni bir ikincil marka veya transliterasyonun devreye alınması daha etkili olabilir. Gümrük el koyma ve çevrimiçi platform bildirimleri için de tescilin sağladığı yetkiler erkenden planlanmalıdır.

Tescil sonrası izleme ve genişletme nasıl yürütülür?

Tescil bir başlangıçtır. İzleme araçlarıyla benzer başvurular, alan adları ve çevrimiçi pazar yerleri düzenli kontrol edilmelidir. Gümrük kaydı, riskli pazarlarda sahtecilikle mücadelede etkili olur. Madrid kaydına sonradan yeni ülke eklemek mümkündür, böylece büyüdükçe marka koruması coğrafyası da genişler. Unvan adres değişiklikleri ve yenilemeler WIPO üzerinden merkezileştirilerek idari yük azaltılır. Lisans ve devir işlemleri de kayıt altına alınmalıdır.

Kullanım ispatı yükümlülüğü olan pazarlarda delil setleri periyodik olarak güncellenmelidir. Faturalar, kataloglar, reklam kampanyaları ve pazar payı gösterebilecek belgeler düzenli arşivlenirse itiraz veya iptal süreçlerinde hız kazanılır. Yeni ülkeler için başvuru öncesi mini tarama, olası çatışmaları erken tespit eder. Bu yaklaşım, hem bütçeyi korur hem de pazar giriş hızını artırır. Tescil sonrası yönetim, marka değerinin sürdürülebilirliğinin temel ayağıdır.

Strateji notu Hangi pazarlarda üç yıl içinde satış bekleniyorsa, başvuru o ülkelerde gecikmeden yapılmalı. Böylece itibar inşa edilirken hukuki temel eşzamanlı güçlenir.

Bütçe, takvim ve vekil yönetimi nasıl planlanır?

Bütçe planında resmi ücret kalemleri, tercüme, yerel vekil ve izleme giderleri ayrı ayrı ele alınmalıdır. Kur dalgalanmaları ve ek itiraz süreçleri için esneklik payı bırakmak faydalıdır. Takvim tarafında rüçhan süresi, ülke bazlı cevap süreleri ve yenileme tarihlerinin tek bir takip sisteminde toplanması hataları azaltır. Madrid kaydı ile ulusal tesciller birlikte yürütülüyorsa, ortak bir dosya standardı belirlemek operasyonel verimliliği artırır.

Vekil ağı yönetiminde açık talimat, örnek dilekçeler ve karar eşiği matrisleri iletişimi hızlandırır. Belli bir itiraz eşiğinin üzerindeki dosyalar için merkez onayı, altındaki durumlar için yerel vekile inisiyatif tanımlanabilir. Marka koruması haritası ve öncelik listesi tüm paydaşlarla paylaşıldığında, hukuki ve ticari ekipler aynı çizgide hareket eder. Böylece beklenmedik ret veya itirazlarda hızlı aksiyon alınır ve pazarlama planı aksamaz.

Sözleşmeler ve lisanslar sınır ötesi korumayı nasıl etkiler?

Lisans, distribütörlük ve ortak girişim sözleşmeleri, markanın kullanım biçimini ve coğrafyasını belirlediği için tescil kapsamıyla uyumlu olmalıdır. Kullanım yükümlülüğü olan ülkelerde lisans alanın fiili kullanım planı sözleşmeye yazılmalı, kalite kontrol hükümleri netleştirilmelidir. Devir ve rehin gibi işlemler, ilgili ofislerde kayda tabi olabilir. Kayıt dışı kalan işlemler üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyebilir. Bu nedenle sözleşme ile sicil uyumu kritik önemdedir.

Çok ülkeyi kapsayan lisanslarda alt lisans yetkisi, marka bütünlüğünü koruyacak şekilde sınırlandırılmalıdır. Çevrimiçi satışlar için coğrafi sınırlamalar ve platform içi kullanım kuralları açık yazılmalıdır. Alan adı ve sosyal medya kullanıcı adlarının yönetimi de sözleşme eklerine bağlanabilir. Marka koruması bu sayede yalnızca tescil belgesinde kalmaz, ticari hayatın her noktasında tutarlı bir çerçeveye dönüşür. Uyuşmazlık çözümü için yetkili merci seçimi dikkatle yapılmalıdır.

Özet

Hangi ülkelerde koruma alacağınıza karar verirken üç eksen birlikte değerlendirilir: hedef pazarlar, hukuki çerçeve ve yönetim kolaylığı. Madrid Protokolü geniş erişim ve merkezi yönetim sağlar, bölgesel sistemler ölçek avantajı yaratır, ulusal yol ise esnek ama dağınık bir yapı sunar. Türkiye’den hareketle doğru rüçhan, sınıf seçimi ve ön araştırma, sonraki itirazları azaltır. Tescil sonrası izleme ve kademeli genişletme planı markayı pazarda kalıcı kılar.

Uluslararası Marka Tescili sürecinizde uzman desteği alın, doğru adımla başlayın.

Uluslararası Marka Tescili

Sıkça Sorulan Sorular

5 soru

Hangi Ülkelerde Marka Koruması Sağlanabilir? hakkında en çok sorulanlar

Uluslararası marka tescili ile hangi ülkelerde koruma alabilirim?

Madrid Protokolü kapsamında seçtiğiniz akit taraf ülkeler ve bölgesel ofisler için koruma talep edebilirsiniz. Avrupa Birliği, Birleşik Krallık, ABD, Çin, Japonya ve daha birçok önemli pazar bu sistem üzerinden atanabilir. Seçmediğiniz ülkelerde koruma oluşmaz, bu nedenle hedef pazar listeniz baştan net olmalıdır.

Madrid üyesi olmayan ülkelerde ise doğrudan ulusal başvuru gerekir. Ayrıca bazı bölgelerde Benelüks, OAPI ve ARIPO gibi bölgesel sistemler tek başvuruyla birden fazla ülkede etki sağlar. Strateji, satış planınız ve bütçe yapınızla uyumlu kurulmalıdır.

Sorunun kendi sayfası
AB marka tescili Birleşik Krallık’ta geçerli mi?

AB Birlik Markası yalnızca Avrupa Birliği üyesi ülkelerde etki doğurur. Birleşik Krallık’ta koruma sağlamak için UKIPO nezdinde ulusal başvuru yapmanız veya Madrid başvurunuzda Birleşik Krallık’ı ayrıca seçmeniz gerekir. AB tescili Birleşik Krallık’ta otomatik sonuç doğurmaz.

Her iki tescil birlikte planlandığında kullanımı ve izlemeyi tek bir takvimde toplamak yönetimi kolaylaştırır. Mal hizmet tanımları ve marka örneğinin uyumlu tutulması, delil ve kullanım planlarını da sadeleştirir.

Sorunun kendi sayfası
Madrid üyesi olmayan ülkelere nasıl başvurulur?

Madrid sistemine taraf olmayan ülkeler için doğrudan ilgili ofise ulusal başvuru yapılır. Çoğu durumda yerel vekille devam zorunludur ve başvuru dili ülke mevzuatına göre belirlenir. Türkiye’deki başvurudan itibaren altı ay içinde rüçhan alınabilir, bu süre stratejik önem taşır.

Ulusal başvurular ayrı ayrı yenileme ve izleme gerektirir. Buna karşın bazı pazarlarda ulusal yol daha hızlı sonuç veya daha öngörülebilir bir inceleme sağlayabilir. Ön araştırma ve kapsam planı, gereksiz masrafları ve itiraz risklerini azaltır.

Sorunun kendi sayfası
OAPI ve ARIPO arasındaki fark nedir?

OAPI, üye devletlerde tek tescille tümünde birlikte etki doğuran bölgesel bir sistemdir. Başvuru OAPI ofisine yapılır ve kapsam bölünemez. Bu, çok ülkeli Afrika yatırımları için yönetim kolaylığı sağlar ve Madrid sistemi içinde de OAPI seçimi mümkündür.

ARIPO’da ise markalar Banjul Protokolüne göre belirli üye ülkelerde koruma talep eder. Kapsam, hangi ülkelerin protokole dahil olduğuna ve beyanlarına göre değişebilir. Planlama yapılırken fiili etki alanının teyidi ve yerel uygulamaların analizi önemlidir.

Sorunun kendi sayfası
TÜRKPATENT üzerinden Madrid başvurusu nasıl ilerler?

Türkiye’deki bir temel başvuruya veya tescile dayanarak TÜRKPATENT aracılığıyla Madrid başvurusu yapılır. Dosya şekli yönden kontrol edilir ve WIPO’ya iletilir. WIPO kaydından sonra seçtiğiniz her ülke kendi hukukuna göre inceleme yapar ve bildirimleri gönderir. Süreler ülkeye göre değişir.

Geçici ret veya itiraz geldiğinde genellikle yerel vekille yanıt verilir. Kapsam yönetimi, mal hizmet daraltmaları ve uzlaşmalarla risk azaltılabilir. Merkezileştirilmiş yenileme ve adres değişikliği işlemleri ise yönetim maliyetini düşürür.

Sorunun kendi sayfası