Sistem PatentSistem Patent
Menü
FİKRİ HAKLAR

Senaryonuzu veya Film Taslağınızı Bir Yapımcıya Sunmadan Önce Koruma Altına Almak

Telif hakkı, anlattığınız fikri değil yazdığınız senaryoyu korur. Senaryonuzu tarihli kayda alın, her gönderimi kaydedin, yapımcıya gönül rahatlığıyla sunun.

Sistem Patent·6 dk okuma
Paylaş:
İçindekiler
  1. 1Bir sunum fikri ele verir, fikir ise zaten sizin değildi
  2. 2Yazıya döktüğünüz an telif hakkı doğar, ama ispat doğmaz
  3. 3Bir taslak çoğunlukla fikirdir, asıl yükü üzerindeki tarih taşır
  4. 4Senaryoyu yapımcıya verirken korumanızı nasıl elinizde tutarsınız
  5. 5Bir kopya davası, benzer ifade ve kanıtlanmış erişim üzerinden döner
  6. 6Yazdığınız sayfayı koruyun, sonra gönül rahatlığıyla sunun
Bir yapımcının sunum masasının yanında tarihli ve tescilli bir senaryo müsveddesi; stüdyo görüşmesinden önce telif korumasını anlatan görsel.

Bir senarist aynı hikâyeyi üç yıldır taşıyor. Sonunda bir görüşme ayarlıyor, bir yapımcının karşısına oturuyor ve filmi baştan sona anlatıyor: kurduğu dünyayı, başkahramanı, kimsenin göremediği o dönüşü. Yapımcı başını sallıyor, tam bize göre değil deyip uğurluyor. Sekiz ay sonra aynı kurguya ve tanıdık bir dönüşe sahip bir film çekime giriyor. Aldılar mı? Soru apaçık görünüyor. Hukuki cevap ise öyle değil ve çoğu yazarın o görüşmeden önce kimsenin söylemediği bir noktaya dayanıyor: telif hakkı, onun sesli olarak anlattığı şeyi hiçbir zaman korumadı.

Yasanın koruduğu şey, anlattığı fikir değil, yazdığı senaryodur. Konu, tek cümlelik özet, dönüşün fikri: bunlar zaten ona ait değildi. Sayfaya döktüğü belirli sahneler, o karakterler, diyaloglar ve kurduğu yapı ise ona aittir. Dolayısıyla bir sunumdan sonraki gerçek soru hiçbir zaman yalnızca fikrim çalındı mı değildir. İki dar sorudur: yaptıkları şeyin benim ifademi kopyaladığını gösterebilir miyim ve benim sürümümün ellerinde olduğunu kanıtlayabilir miyim. Odaya girmeden önce yaptığınız her şey, bu iki soruyu da belgeyle yanıtlayabilmeye yönelik olmalı.

Bir sunum fikri ele verir, fikir ise zaten sizin değildi

Türk telif hukuku, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) altında işler. Bu kanun, bir senaryoyu da edebî bir eser olarak, algılanabilir bir biçime kavuştuğu ve sahibinin hususiyetini taşıdığı andan itibaren korur. Korunan şey, onu doğuran düşünce değil, yazıya dökülmüş hâliyle eserdir. İki yazar da, ekibin içindeki bir ihanet yüzünden ters giden bir soygun yazmaya karar verebilir. Hiçbiri bu konunun sahibi değildir ve hiçbiri diğerinin bunun etrafına bambaşka bir senaryo kurmasını engelleyemez. Buna fikir ile ifade arasındaki çizgi denir ve sözlü bir sunum tümüyle bu çizginin serbest tarafında durur. Filminizi bir toplantıda anlattığınızda, hukukun herkese açık bıraktığı kısmı teslim etmiş olursunuz.

İşte bu yüzden senaristin fikri koruma içgüdüsü, tam da korunamayacak olan şeyi işaret eder. Yas tutan bir dedektifin, bir soygunun ya da düşman ailelerden iki gencin imkânsız aşkının hikâyesi kültüre aittir. Size ait olan, yalnızca sizin yazdığınız versiyondur: bu geçmişe sahip bu dedektif, bu sahnelerde bu sırayla ilerleyen, bu replikleri söyleyen. Sonraki bir film bu özgün işleyişe ne kadar yakından izlerse, konumunuz o kadar güçlüdür. Yalnızca konuyu paylaşıp uzakta durdukça, fikrin o toplantıda sızdığından ne kadar emin olursanız olun, konumunuz zayıflar.

Yazıya döktüğünüz an telif hakkı doğar, ama ispat doğmaz

İnsanları ters yönden şaşırtan kısım şu: sunum yaparken korumasız değilsiniz. Bir senaryo üzerindeki telif hakkı, eser yazılı biçimde sabitlendiği anda kendiliğinden doğar. Hakka sahip olmak için tamamlamanız gereken bir başvuru yoktur ve bu kendiliğinden koruma, WIPO (Dünya Fikrî Mülkiyet Örgütü) eliyle yürütülen uluslararası çerçeve sayesinde sınırların ötesinde de tanınır. Yazdığınız edebî eser, sayfada var olduğu an korunur.

Eksik olan hak değil, delildir. Benzer bir film ortaya çıktığında telife sahip olmak yetmez; iki şeyi kanıtlamanız gerekir. Birincisi, yeni eserin yalnızca konunuza değil, korunan ifadenize esaslı ölçüde benzediğini. İkincisi, arkasındaki kişilerin sizin sürümünüze eriştiğini. Kendiliğinden koruma size ilk dayanağı verir ama bu iki delili tek başına sağlamaz. Yani asıl sorun korumanın var olup olmadığı değil, onu sonradan gösterip gösteremeyeceğinizdir. Resmî bir kaydın önemi tam da buradan gelir. Eseri tescil ettirmek, onu sizin yazdığınızı ve ne zaman yazdığınızı gösteren tarihli ve resmî bir belge oluşturur; bu yüzden bir resmî telif kaydı oluşturmak, aksi hâlde baştan kurmanız gereken eser sahipliğini tek bir sayfada gösterebileceğiniz bir şeye dönüştürür. Eserin tescilli bir kaydı hakkınızı yaratan şey değildir, ama sonradan onu ucuza ispatlamanızı sağlayan şeydir.

Bir taslak çoğunlukla fikirdir, asıl yükü üzerindeki tarih taşır

Kısa bir taslak ya da tek sayfalık bir özet, bir yazarın elden ele dolaştırdığı en savunmasız belgedir ve bunun nedeni nettir. Bir taslak çoğunlukla fikirden ibarettir: bir konu, bir ton, hikâyenin nereye gittiğine dair bir taslak çizim. İçindeki korunabilir ifade incedir, çünkü işaret edebileceğiniz somut sahne, diyalog ve belirgin yapı azdır. İfade ne kadar inceyse, sonraki bir eserin onu yalnızca aynı konuyu paylaşarak değil, gerçekten kopyaladığını kanıtlamak da o kadar zorlaşır. İşte tarih ve kayıt asıl o noktada davayı taşır, çünkü karşı tarafın geçiştiremeyeceği tek olguyu kurmanızı sağlar: sizin sürümünüz, bu biçimde, onlar görmeden önce vardı.

Bundan iki alışkanlık çıkar. Taslağı elinizden çıkmadan önce yazılı olarak genişletin ki ortada tek cümlelik bir özet değil, korunacak gerçek bir ifade olsun. Sonra sunum yapmadan önce onun tarihli bir kaydını oluşturun. Özellikle sinema işleri için, resmî bir sinema eseri ve senaryo tescili, tarihi toplantıdan önceye düşen bir kayıt verir; bir uyuşmazlık başlarsa sahip olabileceğiniz en faydalı olgu da budur.

Senaryonuzu veya Film Taslağınızı Bir Yapımcıya Sunmadan Önce Koruma Altına Almak gorseli

Senaryoyu yapımcıya verirken korumanızı nasıl elinizde tutarsınız

Bir sunumda senaryoyu korumak, gizlilik gösterisi yapmakla ilgili değildir. Aylar sonra ne yazdığınızı ve onların bunu aldığını kanıtlamanızı sağlayan bir iz bırakmakla ilgilidir. Birkaç alışkanlık işin neredeyse tamamını görür.

Konuşma başlamadan önce eser sahipliğine dair resmî ve tarihli bir kayıt bulunsun diye, yazılı eseri her toplantıdan önce kayda alın. Yalnızca konuşarak değil, sayfadan sunun; çünkü yazıya sabitlediğiniz sahneler ve diyaloglar ne kadar somutsa, dayanabileceğiniz korunan ifade de o kadar fazladır. Belgeyi, teslimi kayıt altına alan bir kanaldan gönderin: kimin hangi sürümü ne zaman aldığını kaydeden bir e-posta veya başvuru portalı, ve o zaman damgasını saklayın. Sözlü bir görüşme geride hiçbir şey bırakmaz; tarihli, teslim edilmiş bir dosya ise erişimi kanıtlar.

Gizlilik sözleşmesi bir artıdır, belkemiği tarihli kayıttır

Yazarlar çoğu kez bir gizlilik sözleşmesini çözüm sanır. İlişkinin elverdiği yerde bir tane isteyin ve elde edebiliyorsanız kullanın. Ama korumanızı bunun üzerine kurmayın. Birçok yapım şirketi ve yapımcı, tam da kaygılandığınız türden iddialardan kaçınmak için istenmeden gönderilen materyale dair hiçbir şey imzalamayı reddeder ve bir menajer, bir yapımcı temsilcisi ya da tanınmış bir yarışma yoluyla gelen, talep edilmiş başvuruları tercih eder. Bir gizlilik sözleşmesi, karşı tarafın kabul etmesine ve sonra ona uymasına bağlıdır. Tarihli bir kayıt ise kimsenin iyi niyetine bağlı değildir; bu yüzden korumanızın asla atlamamanız gereken parçası, gizlilik sözleşmesi değil, odur. Her taslağı ve her gönderimin kaydını tutun: tarih, alıcı ve gönderilen sürüm. Benzer bir film ortaya çıkarsa, erişimi gösteren şey bu kayıttır.

Bir kopya davası, benzer ifade ve kanıtlanmış erişim üzerinden döner

Bir film senaryonuzdan gerçekten alıntılar ve harekete geçmeye karar verirseniz, uyuşmazlık iki soru üzerinden çözülür ve hazırlığınız her ikisine de oturur. Erişim, kaydınızla gösterilir: eserin tarihli tescili ve sizin sürümünüzü, onların filmi var olmadan önce yapımcının eline koyan gönderim kaydı. İfade benzerliği ise iki senaryoyu yan yana okuyarak, sizin özgün ayrıntınızın, sahnelerinizin, karakterlerinizin, yapınızın ve repliklerinizin ne kadarının onlarınkinde yaşadığını tartarak gösterilir. Mahkeme, tek cümlelik konunun eşleşip eşleşmediğine değil, aktarılan korunan ayrıntıya bakar. Bu karşılaştırmayı çoğu zaman mahkemenin atadığı bilirkişiler yapar; elinizdeki tarihli kayıt ve gönderim dökümü ne kadar düzenliyse, sürecin lehinize ilerlemesi de o kadar olasıdır. Bir fikrî haklara tecavüz davası işte bu zeminde verilir ve bu dava, fikrinin odadan ne zaman çıktığını gösteremeyen ama emin olan kişi tarafından değil, elinde tarihli bir dosya ve temiz bir gönderim geçmişiyle gelen yazar tarafından çok daha sık kazanılır.

Yazdığınız sayfayı koruyun, sonra gönül rahatlığıyla sunun

Sunum yapmanın filminizi ele verdiği korkusu yarı yarıya doğrudur. Fikir gerçekten odadan çıkar ve zaten herkesin kullanımına açıktı. İfadenin ise korumasız çıkması gerekmez. Senaryoyu veya taslağı ayrıntılı bir yazılı biçime sokun, ilk toplantıdan önce onun tarihli ve resmî bir kaydını oluşturun ve gönderdiğiniz her sürümü kayda geçirin. Bunu yaparsanız korumanız, bir yapımcının dürüst davranıp davranmadığına bağlı olmaktan çıkar, çünkü artık bir konuşmaya dair hafızanızda değil, üzerinde tarih olan bir dosyada yaşar.

Önem verdiğiniz bir senaryoyu ya da taslağı sunmaya başlamak üzereyseniz, doğru adım önce onu kayda geçirmektir. Sistem Patent, tek bir görüşmeye girmeden önce senaryonuzu veya film taslağınızı tescil edip eser sahipliğinizi belgeleyebilir; böylece yazdığınız eser, onu göstermeye başladığınız ilk günden itibaren kâğıt üzerinde korunabilir olur.