İçindekiler

Bir girişimci iki yıl boyunca yeni bir pompa mekanizması geliştirir, ilgiyi ölçmek için bir sektör fuarında tanıtır, bir düzine sıcak müşteri adayı toplar ve büyük bir heyecanla eve döner. Altı ay sonra, siparişler gelmeye başlamışken, şirket nihayet oturup patent başvurusu yapar. Başvuru reddedilir. Bir rakip önce davrandığı için değil, girişimcinin kendi fuar tanıtımı, satmaya çalıştığı buluşun karşısına artık teknik bilinen durum olarak çıktığı için.
Bu, bir patenti kaybetmenin en acımasız yoludur, çünkü buluş sahibi bunu kendi eliyle yapar ve neredeyse hiçbir zaman önceden göremez. Arkasındaki kural, patent hukukunun en eski kurallarından biridir ve bağışlamaz: bir buluş, başvuru yaptığınız gün yeni olmak zorundadır. O tarihten önce kamuya açık hale gelen her şey, kendi davranışlarınız dahil, aleyhinize kullanılabilir. Bu ölçüt 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda yer alır ve onu anlamak, bir buluşa sahip olmakla yalnızca bir şey icat etmiş olmak arasındaki farktır.
Türkiye'de yenilik mutlaktır ve tüm dünya hesaba katılır
Anlaşılması gereken ilk şey, ağın ne kadar geniş atıldığıdır. Türk patent hukuku mutlak yenilik ölçütünü kullanır. Bir buluş, ancak başvuru tarihinden (rüçhan talep ediyorsanız rüçhan tarihinden) önce dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir dilde, herhangi bir biçimde kamuya sunulmamışsa yenidir. Yalnızca Türkiye'yi kapsayan bir istisna yoktur ve bilinmeyen ifşalar için bir hoşgörü tanınmaz.
Kamuya sunulma kavramı geniş yorumlanır. Yazılı bir açıklamayı, sözlü bir ifşayı, kullanımı, satışı ya da buluşun teknik içeriğinin onu başkasına aktarmakta serbest birine ulaştığı başka herhangi bir yolu kapsar. Japonya'da yayımlanmış bir patent başvurusu, Almanya'da bir üniversite kütüphanesindeki bir doktora tezi, bir YouTube videosu, rafta hazır duran bir ürün: bunların her biri, sizin başvurunuzdan önceyse ve aynı buluşu açıklıyorsa, Türkiye'de yeniliği ortadan kaldırabilir. Başvurunuza karşı patent araştırması yapan uzman tam da bu tür önceki bir ifşayı arar ve sizin başvuru öncesi kendi tanıtımınız da bu kapsamdadır.
Burada bir ayrıntı önemlidir. Bir ifşa, ancak buluşu gerçekten öğretiyorsa, yani konunun uzmanı bir kişinin onu anlamasına ve yeniden üretmesine yetecek kadar açıklıyorsa yeniliği yok eder. İçi görünmeyen kapalı bir kutuyu gösteren, çalışma ayrıntısı içermeyen bir tanıtım görseli, öğretici bir ifşa sayılmayabilir. Mühendislerin mekanizmanın çalışmasını izlemesine izin veren bir demo ya da nasıl çalıştığını anlatan bir teknik föy ise neredeyse kesinlikle öyledir. Güvenli varsayım, açıkladığınız her esaslı bilginin aleyhinize sayılacağıdır.
Buradan çıkan pratik sonuç şudur: yenilik, kaybedildikten sonra geri kazanılamaz. Patent hakkı bir kez kamuya açık hale gelen bilgiyi tekrar gizliye çeviremez; ifşa gerçekleştiği anda o buluş, dünyanın her yerinde herkes için artık bilinen durumun bir parçasıdır. Bir markada yapılan hatalar çoğu zaman sonradan bir itiraz ya da düzeltme ile onarılabilirken, patentte erken ifşa çoğu kez kalıcıdır. Bu nedenle buluşunuzu ticari sır olarak mı tutacağınıza yoksa patentle mi koruyacağınıza, ilk demoyu yapmadan ya da ilk satışı gerçekleştirmeden önce karar vermek gerekir; çünkü bu iki yol ifşa anında çatallanır ve geri dönüş yoktur.
Patentlenebilirliği sessizce yok eden ifşalar
Tehlikeli olan kısım şudur: yeniliği öldüren eylemler, sıradan bir işletmenin büyümek için yaptığı eylemlerin aynısıdır. Hiçbiri patent yayımlamak gibi hissettirmez, ama her biri aynı zararı verebilir.
- Fuarlar ve ürün lansmanları. Çalışan buluşu göstermek, demosunu yapmak ya da ayrıntılı broşür dağıtmak, teknik içeriği kamunun eline verir.
- Yatırımcı sunumları ve görüşmeleri. Buluşun nasıl çalıştığını anlatan ve gizlilik sözleşmesi olmadan paylaşılan sunum slaytları bir ifşadır. Açık bir demo gününde geniş bir kitleye sunum yapmak, birebir görüşmeden daha risklidir.
- Akademik makaleler ve konferans bildirileri. Üniversite buluşlarının kaybedilmesinin en yaygın yolu. Başvurudan önce kabul edilip yayımlanan bir makale ders kitabı tarifindeki teknik bilinen durumdur ve önemli olan yazım tarihi değil yayım tarihidir.
- Satışlar ve ön siparişler. Ürünü satmak, hatta buluşu açığa çıkaracak şekilde satışa sunmak bile süreyi aleyhinize başlatabilir.
- İnternet siteleri, sosyal medya ve kitle fonlaması. İç işleyişi gösteren ayrıntılı bir lansman sayfası ya da bir kitle fonlaması kampanyası, yayına girdiği anda tüm dünyaya açıklanmış olur.
Bunları birleştiren şey, niyet uyuşmazlığıdır. Girişimci bir pazar kurmayı amaçlar; hukuk ise kamuya açık bir ifşa görür. Zararın doğması için buluşun biri tarafından kopyalanması gerekmez. Bilginin, buluş sahibinin kendi eliyle kamuya açık hale gelmesi tek başına yeterlidir.

Açıklama süresi bir güvenlik ağıdır, bir strateji değil
Türk hukuku kuralı önemli bir noktada yumuşatır. 6769 sayılı Kanun, buluş sahibinin kendi ifşaları için on iki aylık bir açıklama süresi tanır. Buluş, başvuru tarihinden önceki on iki ay içinde buluş sahibi tarafından (ya da bilgiyi buluş sahibinden alan biri tarafından, kötüye kullanma yoluyla olanlar dahil) kamuya açıklanmışsa, bu ifşa başvuruya karşı teknik bilinen durum sayılmaz.
Bu gerçek bir korumadır ve kuralları anlamadan önce demo yapan ya da yayın çıkaran birçok buluş sahibini kurtarmıştır. Ancak bunu bir paraşüt yerine bir plan gibi görmek, üç nedenle hatadır.
Birincisi, açıklama süresi Türk (ve genel olarak Avrupa) hukukuna özgü bir özelliktir ve her yerde aynı şekilde tanınmaz. Birçok büyük ülke katı yenilik uygular ve buluş sahibinin kendi ifşası için ya çok sınırlı bir hoşgörü tanır ya da hiç tanımaz. Türk hukukunun bağışladığı bir demo, sizi ileride girmek isteyeceğiniz bir pazarda patentten kalıcı olarak yoksun bırakabilir. Planlarınız Türkiye'nin ötesine geçiyorsa, güvenli kural en katı olanıdır: ifşadan önce başvurun.
İkincisi, açıklama süresi yalnızca sizin kendi ifşanıza ve ondan türeyenlere karşı koruma sağlar. Bağımsız bir üçüncü kişiye karşı hiçbir şey yapmaz. O on iki ay içinde bir rakip benzer bir çözümü yayımlarsa ya da kendi başvurusunu önce yaparsa, sizin daha önceki demonuz bağışlanacak olsa bile buluşu kaybedebilirsiniz. Açıklama süresi size başvuru yapmak için bir pencere kazandırır, buluş üzerinde bir yer ayırtmaz.
Üçüncüsü, açıklama süresine güvenmek delil sorunları yaratır. Yararlanmak için neyi, ne zaman ifşa ettiğinizi ve bunun size dayandığını kanıtlamanız gerekebilir. Önce başvurarak bu yükten tümüyle kurtulursunuz. Açıklama süresi, dürüst bir hatayı kurtarmak için vardır; başvurudan önce ifşa etme alışkanlığına ruhsat vermek için değil.
Önce başvur, sonra konuş: kaybı önleyen disiplin
Güvenilir koruma sıralamadadır. Buluş, gizli tutmakla hukuken yükümlü kişilerden oluşan bir çemberin dışına çıkmadan önce kayıtlara bir başvuru tarihi geçirin. İncelenmeden ya da belge verilmeden önce bile beklemede olan bir patent başvurusu, tarihinizi sabitler ve sonrasında rahatça konuşmanıza imkân tanır; çünkü o noktadan sonra açıkladığınız her şey, zaten var olan bir başvuruya göre ölçülür.
Üç alışkanlık korumanın büyük kısmını taşır.
Teknik ifşayı bir gizlilik sözleşmesinin içine koyun
Bazı görüşmeler başvurudan önce yapılmak zorundadır: ortaklarla, tedarikçilerle, prototipi üretecek bir imalatçıyla, durum tespiti yapan bir yatırımcıyla. Bir gizlilik sözleşmesi (NDA) bu görüşmeleri kamu alanının dışında tutar; çünkü gerçek bir gizlilik yükümlülüğü altında yapılan bir ifşa kamuya sunulmuş sayılmaz. Sözleşme, teknik ayrıntı paylaşılmadan önce imzalanmalı, kapsadığı bilgiyi tanımlamalı ve karşı tarafı bu bilgiyi kullanmama ve aktarmama konusunda bağlamalıdır. NDA başvurunun yerini tutmaz, ama başvuru öncesi geliştirmeyi yeniliği yakmadan mümkün kılan şeydir.
Başvuru tarihini bir lansman eşiği olarak görün
Patent adımını ürün takvimine sonradan değil, baştan yerleştirin. Pazarlama, fuar takvimi, yatırımcı turu ve her türlü kamuya açık lansman, başvuru tarihinin öbür tarafında durmalıdır. Tarih önce sabitlendiğinde, patenti yok edecek olan aynı demo zararsız hale gelir; çünkü artık başvurudan sonraki bir tarihe denk gelir.
Rüçhanı sahayı genişletmek için kullanın
Türkiye'deki ilk başvuru, Paris Sözleşmesi uyarınca on iki ay boyunca yabancı başvurulara taşıyabileceğiniz bir rüçhan tarihi verir. Bu pencere, yeniliğiniz gittiğiniz her yerde zaten ilk başvuru tarihine bağlıyken pazarı test etmenize ve hangi ülkelerin maliyeti karşıladığına karar vermenize imkân tanır. Bu, önce başvur, sonra genişle ilkesinin yapılandırılmış ve düşük riskli halidir ve tümüyle, ifşadan önce başvurmuş olmanıza bağlıdır.
Patentleri kaybettiren örüntü neredeyse her zaman aynıdır: geliştir, göster, sonra başvur. Son iki adımı tersine çevirin, sorun ortadan kalkar. Herhangi bir demo, makale, lansman sayfası ya da açık sunumdan önce sorulacak soru basittir: başvuru tarihi kayıtlarda zaten var mı? Yoksa, en güvenli hamle önce bunu halletmektir. Yaklaşan bir lansman ya da yatırım turuna karşı ne zaman başvuracağınızı tartıyorsanız, patent ekibimiz yenilik kontrolünü ve buluşu dünyaya göstermeden önce koruyacak bir patent tescili stratejisini sizin için yürütebilir.

